Dersler değil sistem takip edildi

Cumhuriyet Halk Partisi Yomra Gençlik Kolları Başkanı Muharremcan Pehlivan gündeme dair açıklamalar yaptı.

Daha iyi mobil deneyim için tıklayınız

Cumhuriyet Halk Partisi Yomra Gençlik Kolları Başkanı Muharremcan Pehlivan gündeme dair açıklamalar yaptı. Pehlivan yaptığı açıklamada şunları kaydetti: 

GENÇLER SOSYALLEŞEMİYOR

Gençlerimizin son zamanlardaki hali hiç olmadığı kadar kötü durumda. Eğitiminden tut sosyal yaşantısını kadar bitik. İki yıldır okuluna gidemiyor, sosyalleşemiyor. Tüm olumsuzlukları atlatmak için üniversiteye gitmek isteyenlerin, bir gelecek hayali ile TYT-AYT sınavına girenlerin yaklaşık 2 milyon adayı barajı geçemiyor. Eğitimlerinde iki yıllık kayıp ile devam eden gençliğin tek derdi bu değil. Aynı zamanda ülkenin ekonomisinin kötü olması nedeniyle ağır maddi sıkıntılar çekiyorlar. Bunun çözümünü de erken yaşta iş hayatına atılarak buluyorlar. Saray sınıfını doyurabilmek için genç yaşta çalışıp vergilerini veriyorlar. 

Biz bu ağır vergileri verirken saray sınıfımız eğitim için ne yaptı: Saray döneminde toplam 8 Milli Eğitim Bakanı değiştirildi. (Erkan Mumcu, Hüseyin Çelik, Nimet Baş, Ömer Dinçer, Nabi Avcı, İsmet Yılmaz, Ziya Selçuk, Mahmut Özer). Her Bakan kendi sistemini getirdi. Her dönem gençler farklı müfredatlarla eğitim gördü. Tam bir sistem anlaşıldı derken yenisi getirildi. Gençler derslerden çok sistemleri takip etmek zorunda kaldı. Bu değişen sistemlerin sonucu ne mi oldu? Bu seneki TYT-AYT sınavına 2 milyon 416 bin öğrenci katıldı. Rapora göre; adayların yüzde 32'si Temel Yeterlilik Testi (TYT) barajın geçemedi. Adayların yüzde 38'i sayısal puan türünde, yüzde 40'ı sözel puan türünde, yüzde 52'si ise eşit ağırlık puan türünde barajı geçemedi ve 24 bin öğrenci sıfır çekti. Matematik net ortalaması 5, kimya ve biyoloji ortalaması 1,5.

EĞİTİME ÖNEM VERİLSEYDİ

Bir saray yapmak yerine toplamda 40 derslik okuldan 290 adet yapılabilirdi. Bu sayede öğrenciler sınıflarda 30-40 kişi ders yapmak zorunda kalmazdı. 38 bin öğretmenin yıllık maaşları verilebilirdi. Öğretmen olmak isteyen gençlerin atamaları yapılabilirdi. Az para vermek için atanmayan ücretli öğretmenler de bir nebze rahatlamış olurdu. Eğitime önem verilseydi ne gençlik bu durumda olurdu ne de ülke. O yüzden Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü hatırlayalım.  “En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eğitim işleridir. Milli eğitim işlerinde kesinlikle zafere ulaşmak lazımdır. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur” dedi.



Diğer Haberler