Dönüp Aynaya Bakan Yok!

İYİ Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Davut Çakıroğlu, yaşadığımız çağın bilim ve akıl çağı olduğunu söyledi.

Daha iyi mobil deneyim için tıklayınız

İYİ Parti Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Davut Çakıroğlu, yaşadığımız çağın bilim ve akıl çağı olduğunu söyledi. 

Çakıroğlu yaptığı açıklamada, “İnsanoğlunun günümüze kadar seyri seferinde yaşadığı büyük tarihi olaylar yeni çağların oluşmasına vesile oldu.

Bugün yaşadığımız çağ belli bir şekilde isimlendirilmese de bana göre " bilim ve akıl" çağıdır.

Ancak bilgiye kolay ulaşmak, zihinsel gelişimin çok daha hızlı ilerlemesi insanları etkin kılmıyor.

Belki de bu gün insanların baskı karşısında ortaya koyamadıkları duruş  ortaçağda yoktu.

İnsanları bu anlamda yaratılanların en şereflisi yapan , diğer bütün canlılardan üstün kılan beyinlerinin olması değil akıllarının olması yani düşünebilmeleridir.

Şayet bir konuda kendinize özgü bir fikriniz yoksa, güç gördüklerinizin fikrini yansıtıyorsanız, hakim güce veya hükme karşı kendiniz olamıyorsanız, irade ortaya koyamıyorsanız diğer bütün canlılardan bir farkınız yok.

İç güdülerle bir çok canlı yaşar.

Kendi gerçekliğini irdelemez, sadece hissettikleriyle hareket eder.

Bir kaplumbağa yumurtadan çıkar çıkmaz hayatta kalabilmek için hızla denize doğru koşar.

Burada iki duygu var.

Yaşamak umudu ve yok olmamak korkusu.

Bugün bu hareket bile akıl ve bilim çağında yaşayan insanların durumunu, duruşunu tasvir etmeye yeterlidir.

Umutları ve korkuları bütün benliklerini yok eder.

İnançlıdırlar güya ancak kaderleri hep başkalarının elinde gibi davranırlar.

Nasip derler ancak nasiplerini biat ettiklerinden umarlar.

Siyaset de bu hastalığa kapılmış.

Milletin meclisinde milleti temsil eden vekiller milletin iradesini, kendi akıllarıyla bütünleştirip yansıtabiliyor mu.?

Sorsan her parti muhalif olduğu veya karşı durduğu partiyi eleştirir.

En çok da "biat" üzerinden.

Zannedersin ki kendisi biat zihniyetine karşı..!

Oysa ufak büyük bütün partiler ve ülkemizdeki siyasetin ruhu biat kültürünü kabullenmiş.

Aklını kullanmayan, iradesi olmayan insan "makul" siyasetçi olarak görülüyor.

Bu, hiyerarşik olarak en tepeden en dibe kadar kabullenilmiş bir "yaşam piramiti" oldu.

Biat sadece vicdani ve ahlaki bir sorumluluk değil, dini bir vecibedir.

Bu işi sulandırarak kendi siyasi, şahsi menfaat, makam ve ihtiraslarını tatmin için dini kavram ve kurumları kullananların, toplumun cahilliğini istismar eden açıkgözlerin hilelerine karşı aklı ve iradeyi hakim kılmak gerek.

İmam-ı Azam, annesi ile evlendirdiği üvey babası İmam-ı Caferi Sadık’ın içtihadına uymadı, “İmamet” yerine “”Hilafet”i savundu. “Rey” taraftarı idi. Hanefi fıkhına göre, iki talebesi birden bir konuda kendine itiraz ederse, “ehliyete dayalı çoğunluk” olan iki talebesinin görüşünü, kendi görüşünden önce tercih edilmesini istedi.

Burada esas olan iradesi olan birey ve aklın kıymetini vurgulamaktır.

Zalim iktidarın meşruiyetini kabul etmeyen Ebu Hanife, “sultanın gasbetmediği ve sahiplik iddiasında bulunmadığı bir yere defnedilmesini” vasiyet etmiş ve Bağdat’ta Hayzunan kabristanının doğusunda bir yere defnedilmiştir. Dirisi ile teslim olmadığı zalim, ısırıcı melike cesedini bile bırakmamıştır.

Tabi tarih bu anlamda nice örneklerle doludur ders almayı bilene.

Ancak günümüz siyasetinde

kovanda ölen arıyı diğer arıların dışarı atması gibi aklı ve iradesiyle bir duruş ortaya koyan siyasetçiyi diğer bütün bileşenler imece usulü  ile çalışarak sistemin dışına atmaya çalışır.

Sorsan tek dertleri "millet memlekettir" ancak samimiyetle irdelersen derdi millet memleket olanı nadirdir.

Siyaset vasıtasıyla ülkeye katkı sunacak yeterlilikte ve yetenekte biri tespit edilirse, şayet dert de millet memleketse o kişi veya kişiler omuzlara yükseltilmelidir, öne çıkartılmalıdır.

Bu anlamda parlak görülen biri hemen farkedilir ve bu benden iyi iç güdüsü devreye girer.

Bir aslan gibi yaşadığı bölgeyi artık kendinin ilan eder ve koruma derdine düşer siyasiler.

İktidar partisinde tek adamlığı, tek aklı, hakim güç karşısında oluşan biati, kişilerin iradelerinin yok sayılmasını ve bu zihniyeti kabullenen insanları eleştirmek, görmek kolay...

Dönüp aynaya bakan yok.’ dedi.



Diğer Haberler