KÜNYE HAKKIMIZDA REKLAM
“Maduniyet” geçicidir... | ARİSTO
ARİSTO

aristo61@hotmail.com

“Maduniyet” geçicidir...

Longoz: Dere ile denizin birleştiği yerde oluşan girdap. 

Medane: Tövbe etmek, mahçup olmak 

TDK..

Longoz: Deniz veya ırmaklarda birdenbire derinleşen yer. 

Madun: Alt aşamada, altında olan, ast…

Kırmızı çil horoz kanatlarını çırptı. Uçtu. Yüksekliğine kani geldiği zibil yığının üstüne çıktı. Tüm güzelliğiyle doğaya ses verdi. Bu sesi bugün çoğu çocuk tanımıyor. Güneşe, toprağa, havaya, suya, yaprağa karışan bu ses, herbirine ayrı bir enerjiyle yapışır, dönüşür. En mühimi de insandaki ayıltma, canlandırma halidir. Pırıl pırıl kırmızı tüylü, koca ayaklı, keskin bakışlı hane bekçisi bu canlılarda artık tarihe karışıyor.

Evdeki canlanma ile evin ortanca oğlu planını hatırladı. Bugün akranlarıyla buluşacaktı. Hem evin hemde köydekilerin alışverişini yapacak, mutlanacak, hem de yürüdükleri yol, yaşadıkları zaman, gördükleri, duydukları onların zihinlerinde ebedi olarak kalacaktı. Yol uzundu. Dereboyu 2 saatlik yürüme yolları vardı. Denizin güzelliğine, risk ve eğlencesine doğru, varış ‘Longoz’du. Dikkat etmeliydi. Dönüş de  gidiş kadar keyifli olmalıydı.

Tüm yapacaklarını zihninde canlandındı. Belkide yazmalıyım diye düşündü. Karadeniz köylerinde yaşayan çocukların çoğu disipline açıktı. Ailelerin öğretileri sükut ile gizli, mert dille olurdu. Ruh asili bu aileler ve çocukları tarlada çalışan, okuyan, müzik dinleyen, ilen, diken, izleyenlerdi. Bugünkü coğrafyada farklı kültürde asimile olmadan, medya illetine karışmadan önceki hal buydu. 

Kalemle kağıdına yazdı. 1- Asiye neneye 3 ekmek, 2-İbrahim emiceye 3 ekmek, 3- Ali Kemal emiceye 1 diş macunu, 4- Ayşe teyzeye kara lamba fitili, 5- Fadime teyzeye çuvaldız, 6- Küçük Muhammed’e bir silgi, bir kalem, eve 1 ekmek, 1 paket tuz, 1 paket tahta mandal…

Hızla ayakkabılığa koştu. İki taraflı tahta ayakkabılığın yeşil örtüsünü açtı. Arkadan çarşılık ayakkabılarını çıkardı. Boyadı, parlattı. Hazırlıklarını bitirip, yol ağzında arkadaşlarıyla buluştular. Dere, tepe kıvrılan yolu, neşeyle tüketip ‘Longoz’a vardılar. Tüm yorgunluklarına değdi. Deniz ve kalabalık yaşantı onları coşturdu, mutlu etti. Gün bitmeye yakın, tüm siparişleri bez çantasına koyup sırtına aldı. Arkadaşlarıyla dönüş için yola koyuldular. Bu topluluk O’nun için çok mühimdi. Onlar olmasa bu yolları gidemezdi. Karanlık çökmeye başladığında, yol neredeyse bitmişti. Heybesindekiler ise yük değil, O’nun mutluluğuydu. Kaç kişinin tebessümünü paylaşacaktı.Bu hal, en sevdiği haldi. 

Son dönemece vardılar ki, 3-4 köpeğin kendilerine doğru geldiklerini farketti. Kormadı!. Karşılıklı duygu haliyle yollarına giderler diye düşünürken, yaygın olan “Kuduz Köpek” söylemi aklına geldi. Bu sanı, O’nu ürküttü ve korkuttu. Hükmedemediği ayakları koşmaya başladı. Kafasını çevirdiğinde yavaşlayan kamyonetin arkasına, arkadaşlarının zıplayıp uzaklaştıklarını farketti. Korkusu tüm bedenini sardı. Artık hareket kabiliyetini yitirmişti, sendeledi. Heybesi ve siparişleri ırmağa düşmüş, kendi de kapaklanmıştı. Yaklaşan köpekler sadece bakıp uzaklaştılar.

Korku bitti. An geçti. Yaşadığı O’nun unutamayacağı bir anısı oldu. Biraz önce düşündüklerini tekrar düşündü. Arkadaşlarının hiçbiri yoktu.

Manasız bir utanç hissetti. Tüm siparişleri olanlara ne diyecekti?… Onların mutluluğuna ortak olamadığı gibi, her kapıda tekrar tekrar  anlatırken, “Madun’ olacaktı.

Ayağa kalktı. Köye yürürken kendi kendine “Bu ilk tecrübem” dedi. Yürüdüğüm yoldaki arkadaşlarımın her hallerine tanık olabilirim.

“BEKLENTİSİZ yol arkadaşlığı” gibi bir cümle bulduğunda, yolu tüketmişti.


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN



YOMRA’DAKİ DOĞALGAZ ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?

YOMRA’DAKİ DOĞALGAZ ÇALIŞMALARINI YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ?