Vatan Partisi Yomra İlçe Başkanı Ali Bayraktar fındık ile ilgili açıklamalar yaptı.
Vatan Partisi Yomra İlçe Başkanı Ali Bayraktar fındık ile ilgili açıklamalar yaptı.
“Fındık üreticisinin ekmeği ile oynamayın” dyen Bayraktar şunları söyledi: Çiftçi mahsulünü topluyor ama huzursuz. Fındık fiyatı 26 lira 50 kuruş olarak açıklandı. Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alımına başlasa bile fındık 22 TL civarında işlem görüyor. 40 yıldan beri uygulanan fındık politikası Avrupa ülkelerinin işine yarıyor. Hatta fiyatı bile onlar belirliyor. Bu sene artan gübre ve ilaç fiyatları neticesinde üretici fındığı 30 TL'nin üstünde bir fiyat bekliyordu. Fakat araya tekeller girdi. Hükümet fındık fiyatını onların baskısı sonucu düşük açıkladı. Üretici fındığını TMO getiriyor, TMO da bir kısım üreticinin fındığını geri gönderiyor. Nemli, içerisinde yağlı fındık var , tam kurumamış gibi sebepler ileri sürüyor. Aynı üretici fındığını tüccara getirip düşük maliyetle satıyor. Üreticinin fındığını sattığı tüccar, fındığı TMO ya getirip veriyor ve fındık TMO da işlemi görüyor. Bu sefer üretici haklı olarak ‘burada bir dümen mi var’ diyor. Yetkililere sesleniyorum; bu durumu araştırıp bu gibi yolsuzluklar yapan varsa bunlar hakkında gerekli işlem yapılmalıdır. TMO üreticinin fındığını geri çevirmemelidir. Nemli olabilir veya tam kurumamış olabilir. İçerisinde birkaç tane yağlı da çıkabilir. Çünkü geri dönen fındık tüccara satılıyor, tüccarda TMO’ya aynı fındığı veriyor. Dünya fındık üretiminin yaklaşık %70’ini elinde bulunduran Türkiye fındık borsası bile kuramıyor. 40 yıldır böyle giden bu durum böyle devam etmemelidir. 40 yıldan beri uygulanan Atlantik ve Avrupa eksenli ekonomik politika devam etmemeli. Öyleyse ne yapılmalı? Serbest piyasa denen piyasa ekonomisi Avrupa ve Amerika'nın işine yarıyor. Çünkü kuralları onlar koyuyor, üreticinin mahsulünü maliyetinin altında alarak üreticinin zarar etmesine sebep oluyor. Bu durumda ülkede tarım ve ziraat alanında büyük düşüşlere sebep oluyor. Tarım ve ziraat ülkesi olarak Türkiye dünyada her konuda kendine yeten 7 ülkeden biriydi. Şimdi ise bir kısım tarım ve ziraat ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Gelin üreticilerin milli hükümetini hep beraber kuralım. Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk kurulduğu yıllardaki karma ekonomiyi uygulayalım. Yani devletin önderliğinde özel sektörü de içine alan yarı devletçi sistemi kuralım. Buna göre devlet, tarım, ziraat ve hayvansal ürünlere el atmalı. Yani eskiden olduğu gibi devlet üretme çiftlikleri balık ürünleri süt ve besicilik gibi, FİSKOBİRLİK, TARİŞ, PANKOBİRLİK gibi yarı özerk yapıları ile devlet tüm gücüyle sahada olmalı. Üreticisini ve çiftçisini korumalı ki tüketici de sizi korusun. Tarlada 1 lira 25 kuruş olan bir ürün markette 9-10 liradan satılmasın. Aracıları kaldıralım 85 milyon insanımızı hormonlu ve zehirli ürünlerden kurtaralım. Bugün dünyada üretimin merkezi Batı denen Atlantik sisteminden Doğu denen Asya'ya kayıyor. Bu ülkelerin başında bugün Çin, Rusya, Hindistan, Pakistan, İran ve Türki Cumhuriyetler çekiyor. Biz de bu ülkeler ile karşılıklı yarar temelinde işbirliği yapabiliriz.” dedi.
















