KÜNYE HAKKIMIZDA REKLAM
Prostat kanserine “nokta atışı“ tedavi | Ekonomi Haberleri

Prostat kanserine “nokta atışı“ tedavi

Prostat kanserine “nokta atışı“ tedavi

Çakmak Erdem Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Buğra İçli: “Son yıllarda HIFU yani yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason tedavisiyle prostat kanseri ameliyatsız şekilde tedavi edilebiliyor“

Whatsapp haber ihbar

Çakmak Erdem Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Buğra İçli, son yıllarda "yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason tedavisi" olarak bilinen "HIFU" yöntemiyle prostat kanserinin ameliyatsız şekilde tedavi edilebildiğini bildirdi.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen İçli, erkeklerde cilt kanserlerinden sonra en sık görülen kanser türünün prostat kanseri olduğunu aktardı.

60 yaş üzeri erkeklerin yüzde 50'sinde mikroskobik düzeyde prostat kanseri tespit edildiğini belirten İçli, "Bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla 15 Eylül, Prostat Kanseri Farkındalık Günü olarak belirlenmiştir. Kanser erken teşhis edilerek önlenebilir, bu anlamda prostat kanserinde de erken teşhis hastalığın seyrinde hayat kurtarıcıdır. Prostat kanseri erken evrede belirti vermeden ilerliyor. Bu nedenle 50'li yaşlardan itibaren yılda bir kez rutin kanda PSA kontrolleri ve gerekli muayeneleri yaptırmak, eğer ailede prostat kanseri öyküsü varsa da 40-45 yaşlarından sonra bu üroloji muayenelerini aksatmamak çok önemli." ifadelerini kullandı.

İçli, prostat dokusundaki hücrelerin anormal ve kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan kötü huylu tümörlerin prostat kanseri olarak tanımlandığını, yılda en az bir kere PSA kontrolü yapılmasının, bu değerlerde bir anormallik saptandığında vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurulmasının hayati önem arz ettiğini ve hastalığa prostat bezine yapılan biyopsi sonucunda tanı konduğunu kaydetti.

Prostat kanserinin cerrahi işlemler, takip, radyoterapi gibi uygulamalarla tedavi edilebildiğini aktaran İçli, "Son yıllarda HIFU yani yüksek yoğunluklu odaklanmış ultrason tedavisiyle prostat kanseri ameliyatsız şekilde tedavi edilebiliyor. HIFU, özel bir cihaz aracılığıyla yoğunlaştırılmış ultrason dalgalarının prostatının içerisindeki kanserli dokulara odaklanması ve bu alanların ısıyla yok edilmesi işlemidir. Hastanın ağrı hissetmemesi için işlem anestezi altında, ameliyathanede gerçekleştirilir." bilgisilerini verdi.

- Tedavi sonuçları yüz güldürüyor

Buğra İçli, ultrasonik enerjinin tek bir noktada toplanarak yoğunlaştırılıp yalnızca kanserli bölgeye milimetrik hassasiyetle nokta atışı şeklinde uygulandığından, prostatın hastalıklı bölgesi tedavi edilerek çevre dokulara zarar verilmemiş olduğunu ifade etti.

Bir kesi yapılmadığından iyileşme süresinin kısa olduğunu bildiren İçli, şunları kaydetti:

"Hastaları genellikle işlemin ertesi günü evlerine taburcu ediyoruz. Kesi olmadığından komplikasyon riski de oldukça düşük. Diğer tedavi seçeneklerinde gözlemlediğimiz idrar kaçırma ve cinsel işlev bozukluklarının HIFU sonrası görülmemesi bir avantaj. HIFU'nun son dönemde yayınlanan uygun hastalardaki uzun dönem sonuçları prostat kanserindeki diğer tedavilerle benzer sonuçlar gösteriyor.

HIFU tedavisi için en ideal hastalar, biyopsi ve görüntüleme yöntemleri sonucunda düşük riskli prostat kanseri olan hastalardır. Klinik veya anatomik nedenlerden cerrahi yapılamayan, ameliyat olmak istemeyen, radyoterapi için uygun olmayan orta ve yüksek riskli grup prostat kanserli hastalara da güvenle uygulanabilir. Radyoterapi almış organ sınırlı prostat kanserli hastaların takiplerinde, prostat içinde yeniden kanserin nüksettiği hastalarda da HIFU tedavisi uygulanabilir."

- "Düzenli kontrollerin önemi çok büyük"

İçli, prostat kanseri riskini azaltmanın kesin ve mucizevi bir önleminin olmadığına dikkati çekerek, önem gösterilmesi gereken konuları, düzenli ve sağlıklı beslenme, fiziksel aktiviteyi artırma, obeziteden kaçınma, D vitamini seviyesini normal aralıklarda tutma, ideal kiloya ulaşma ve onu koruma şeklinde sıraladı.

Kontrollerde D vitamini eksikliği saptanırsa doktorun önereceği vitamin takviyesi ilaçlarının kullanılması gerektiğini vurgulayan İçli, "Ancak tüm bunların ötesinde 50’li yaşlardan itibaren rutin kontrolleri aksatmamak çok önemlidir. Unutulmamalı ki hastalık ileri evrelere kadar hiç belirti vermeden ilerleyebiliyor. Bu noktada hastalığa tanı konulup tedaviye başlanabilmesi için mutlaka gerekli testler ve kontrollerin yapılması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.



        YORUMUNUZU PAYLAŞIN